COVID-19 Günlerinde Zihnimizdeki Olumsuz Düşünceler ile Baş Etme

COVID-19 Günlerinde Zihnimizdeki Olumsuz Düşünceler ile Baş Etme

Neredeyse iki aydır evdeyiz. Bazılarımız için bu durum son derece alışılmadık bir yaşantı biçimiyken bazılarımız için Koronavirüs gündemde değilken de evden çıkmak en az bu kadar zordu. Fiziksel veya zihinsel bir engele sahip olmak, yaşlı olmak, bakım gerektiren bir çocuk veya bebeğe sahip olmak kişinin özgürce dışarı çıkmasını ve dışarıda istediği yere gidip keyifli vakit geçirmesini Koronavirüs kadar olmasa da engelleyen durumlar. Bu özelliklere sahip olmayanların onlarla rahatça empati yapabildiği bu günlerde, yaşlı genç, çocuklu çocuksuz, gören görmeyen, işiten işitmeyen, tekerlekli sandalye kullanan kullanmayan herkes dışarı çıkabilmenin önemini çok daha iyi kavramış oldu.

Bu süreçte istesek de istemesek de evde kalıyor olmak, dışarıda yapmaya alışkın olduğumuz aktivitelerin kesintiye uğraması ve yapmamız gerekenleri yapamaz hale gelmek aklımıza pek çok olumsuz düşünce getirebilir. Oldukça zorlayıcı geçen bu günlerde, zihnimizde dolanan olumsuz düşünceler zaten zor olan bu süreci bizim için daha da sıkıcı ve bunaltıcı hale getirebilir. Bu nedenle evde kalma durumuyla daha sağlıklı düşüncelerle baş edebilmek bu dönemdeki ruh sağlığımız için oldukça önemli. Yazımızda bir çoğumuzun aklından geçen olumsuz düşünceleri ve bu düşüncelerle daha sağlıklı şekilde baş etmeye yönelik öneriler listeledik. Aşağıda listelenen olumsuz düşüncelerin veya benzerlerinin zihninizde belirdiğini fark ettiğinizde, bu düşüncelerin daha gerçekçi, faydalı ve işlevsel alternatiflerini üretmek adına yazımızın yardımcı olacağını umuyoruz;

1.    Evde kaldık sıkıntıdan patlayacağız vs. Bu süreç, evde yapabileceğim aktiviteler için bir olanak

  Evde alışkın olduğumuzdan çok daha uzun süre kalmak elbette bir çoğumuz için sıkıcı olabilir. Özellikle de havanın çok güzel olduğu bu bahar günlerinde dışarıda yapmak istediğimiz onlarca şeyi ertelemek zorunda kalmak sıkkınlığımızı iyice artırmakta. Ancak evde kalmak “hiçbir şey” yapamamak anlamına gelmek zorunda değil. Hepimizin tıpkı dışarıda yapmayı istediği aktiviteler gibi “evde vaktim olsa da yapsam” dediği planları da vardır. Bu süreç hiçbirimiz için tam anlamıyla bir boş vakit sayılmasa da evde yapabileceğimiz aktivitelere vakit ayırmamızın daha olası olduğu bir dönem. Yeni bir dil veya enstrüman çalmayı öğrenmek, yeni tarifler denemek, yazmak çizmek, belki kilden belki evdeki başka malzemelerden ürünler üretmek, hep merak ettiğimiz kitapları okumak,filmleri izlemek, evdeki eşyaları tamir etmek, boyamak, aynı evi paylaştıklarımızla daha yakın ilişkiler kurmak gibi daha birçok etkinliği gerçekleştirmeyi daha önce mutlaka aklımızdan geçirmişizdir. İşte şimdi evde sıkılmak yerine bu faaliyetleri hayata geçirmek için plan yapabiliriz. Haftamızı, yapılacak işlerimizi yazarak organize edip, “sıkıldığımız” zamanları da planladığımız bu etkinliklerle doldurarak geçirebileceğimizi unutmayalım. 

2.    Hepimiz Mahvolduk vs. Bu benzerleri daha önce insanlık tarihinde yaşanmış bir süreç ve sonsuza kadar sürmeyecek

Bütün dünyayı etkisine almış salgınlar bundan uzun yıllar önce yaşanmış olduğu için bu süreç hepimiz için alışılmadık. Dolayısıyla bu salgının hepimizi mahvedeceği, hayatımızın bundan sonra hep böyle kalacağı düşüncesine kapılabiliriz. Ancak geçmişteki salgınlara bakıldığında o dönemde insanlığın hem sosyal hem de bilimsel olarak çok daha az gelişmiş olduğunu görüyoruz. Geçmiş salgınların, hastalığın kontrolsüzce yayıldığı ve tedavisi bulunamadığı halde bile sonsuza kadar sürmediğini bilmekteyiz. Şu anda her ne kadar Koronavirüs’le baş etmek için henüz etkin bir tedavi yöntemi bulunamamış olsa da tıpta çok daha ileri olduğumuz bir dönemde önlemlerle birlikte bu sürecin sona ereceğini öngörebilmekteyiz.

3.    Aklıma kötü şeyler getirmemeliyim yoksa gerçek olur vs. Olumsuz düşüncelerimin olması normal bunları kabul edip üzerine fazla odaklanmayabilirim

Salgın sürecinde pek çok olumsuz olay yaşanıyor ve hepimiz için bir bilinmezlik söz konusu. Bu dönemde kaygımızın artmasının, üzgün hissetmemizin ve aklımıza olumsuz felaket senaryolarının gelmesinin son derece normal olduğunu fark etmemiz bizim için faydalı olacaktır. Zihnimiz hem kendimiz hem de yaşadığımız düzenle ilgili korkutucu düşüncelerle dolabilir, bu düşünceler gerçekleşeceği için değil yalnızca gündemimizde bu olumsuz yaşantı olduğu için bu kadar sık gelmektedir. Aklımıza gelen olumsuz düşünceleri bastırıp onlardan kurtulmaya çalışmak işlevsel bir stratejiden ziyade olumsuz düşüncelere daha fazla odaklanmamıza sebep olacak bir yaklaşımdır. Bu nedenle bu düşüncelerin aklımıza gelmesinin son derece normal olduğunu, gerçeği veya geleceği yansıtan kehanetler olmadığını ve bunları bastırmaya çalışmanın işlevsel olmadığını hatırlamalıyız.

4.    İşimi yapamıyorum mahvoldum, bittim vs. Bu durumdan işim kötü etkilendi bu süreçte nasıl çözümler üretebilirim, işimle ilgili kendimi nasıl geliştirebilirim

Pandemi pek çoğumuzun mesleğini olumsuz yönde etkiledi. Bazılarımız işinden/eğitiminden bir kazanç veya fayda sağlayamazken bazılarımız işine/eğitimine bu süreç boyunca devam edemeyecek gibi görünüyor. Bu durum da zihnimizi mesleğimiz ve ekonomik durumumuzla ilgili olumsuz düşünce yağmuruna tutuyor. Bu sebeple kaygılanmamızın da olumsuz düşüncelerimizin olmasının da son derece normal olduğunu kabullenmeliyiz. Ancak bu kaygı günlük hayattaki işlevselliğimizi bozacak kadar yoğunlaşabilir. Böyle bir durumda, bu dönemle ilgili bizim kontrolümüzde olan ve bizim kontrolümüzde olmayan etkenleri birbirinden ayırarak bu sorunun çözümüyle şu anda neler yapabileceğimizi belirlemeye çalışabiliriz. Kendimizi daha iyi hissetmek için bizim elimizde olmayan (virüsün aşısının bulunması, sokağa çıkma yasağının bitmesi gibi) faktörlerin değişmesi gerektiğine odaklanmak yerine; bu süreçte mesleğimizi etkin şekilde sürdürebilmek için alabileceğimiz (işi online platforma taşımak, süreç bitince nasıl verimli şekilde başlayabilmek için hazırlık yapmak, ev ekonomisi yapmak gibi) kararları değerlendirmek daha faydalı olacaktır. Elimizden gelenler bize tatmin edici bir çözüm yolu sunmuyorsa bile şu anda yapabileceklerimizin sınırlı olduğunu kabullenmek ve kontrolümüzde olmayan etkenler üzerinde düşünmenin ve kaygılanmanın bize fayda sağlamayacağını fark etmek önemlidir.

5.    Yaşadığım kişi/lere dayanamıyorum evde delireceğim vs. Anlaşamadığım kişi/ler ile kalmak durumundayım bununla baş etmeyi öğrenebilirim.

Evde böylesine uzun süre kalmak birlikte yaşadığımız insanlarla çok daha fazla vakit geçirmemize, onları daha sık görmemize neden oldu. Bu bazılarımız için olumluyken, yaşadığımız kişi/ler ile çok iyi anlaşamayan ya da yeni yeni anlaşamamaya başlamış bazılarımız için oldukça zorlayıcı olan bu süreci daha da zor hale getirdi. Anlaşmazlığın sebebi biz, karşımızdaki kişi veya her iki taraf da olabilir. Ancak bu üç durumda da bizim kendimiz adına yapabileceğimiz değişiklikler olup olmadığını listelemenin yararı olacaktır. Duygu yüklü olunan anlarda kendimizi duygularımıza kaptırmadan o an ne yapmanın daha faydalı olacağını düşünmek, kendimizin ya da karşımızdakinin olumsuz ruh halini takip edip ona göre hareket etmek, tartışmaların hangi durumlarda arttığını hangi durumlarda daha az olduğunu gözlemlemek ve bu konuda bizim atacağınız adımların bir etkisinin olup olmadığını tespit etmek sorun çözmeye yarayabilecek yaklaşımlardır. Öfke, üzüntü, kırgınlık gibi duyguların işlevsiz davranışların oluşmasında etkili olacağını ve amacımızın öç almak, zafer kazanmak veya karşıdakini pişman etmekten ziyade huzurlu bir ortamda yaşamak olduğunu fark edersek hem kendimiz hem de çevremiz için daha faydalı davranışlarda bulunabiliriz.

6.    Bütün gün evdeyim ama hiçbir şey yapmak istemiyorum bu yüzden mutsuzum vs. Günümü daha verimli geçirmek için işlerimi planlayıp gerçekleştirmeye çalışabilirim ama her an üretken olmak zorunda değilim

Bugünlerde okuduğumuz çoğu yazı evde geçirdiğimiz günlerde sürekli üretmek ve verimli olmakla ilgili. Bu da bizlerde “her anımı verimli geçirmeliyim, çok fazla zamanım var bu yüzden sürekli bir şeyler yapmalıyım” düşüncelerinin oluşmasına yol açıyor. Ancak bu bizler için ne gerçekçi bir hedef ne de faydalı bir düşünce. Sürekli çalışılması gerektiğini savunan toplumsal inancın evde kaldığımız bugünlerde bir şey yapmadığımızda kendimizi kötü hissetmemize yol açan bir etkisi var üzerimizde. Özellikle evden çalışanlar için mesai saatleri bütün güne yayılmış ve günlük düzenimiz alışkın olmadığımız bir hale dönüşmüşken kendimizi organize edemememiz ve verimli olamamamız oldukça doğal. Bu nedenle evde olduğumuz halde verimli olamadığımız için kendimize kızmak veya üzülmek yerine ilk önce bunun normal olduğunu kabul edip ardından da günümüzü basitçe planlayarak kendimiz için adım adım planlar oluşturmaya çalışabiliriz. Unutmamalıyız ki; kafamızdaki her şeyi bir anda uygulamaya başlayıp günün uyanık olduğumuz kısmını mükemmel bir verimlilik ile geçirmek gerçekçi bir beklenti değildir. Hedeflerimizi küçük görevlere bölerek her gün bir ya da iki görevi tamamlayacak şekilde başlayıp, kendi tempomuza göre bu görevleri zamanla artırarak ilerlemeye çalışabiliriz.

7.    Bütün gün Korona ile ilgili haberleri takip etmeliyim vs. Günün belirli saatinde neler olup bittiğini öğrenmek için kendime vakit ayırıp geri kalan sürede sürekli bunu düşünmeyebilirim.

Bu süreçte ruh sağlığımızın olumsuz etkilenmesine neden olan önemli faktörlerden birisi de hiç durmaksızın maruz kaldığımız olumsuz haberler. Böylesine bir olumsuz bilgi yağmuru altındayken zihnimizin de sürekli bu konuyla meşgul olmasını bekleriz, bu da maruz kaldığımız bilgilerin bize yarardan çok zarar getirmesine yol açabiliyor. Gündemi takip etmek, alınan yeni kararlardan haberdar olmak ve ne önerildiğini yakından takip etmek elbette ki önemli, ancak bunlar haber izlemek ve okumak için saatlerimizi ayırmadan, umutsuzluğa kapılmamıza neden olacak bilgilere veya yorumlara maruz kalmadan da yapabiliriz. Gündemi takip etmek için;  günü özetleyen, hangi kararlar alındığını yazan dijital içeriklere göz atabilir, kendimize gün içerisinde belirli bir süre ayırıp haberleri yalnızca o aralıkta takip edebilir, sosyal medya hesaplarımızı sınırlı kullanarak canımızı sıkan bilgi ve haberler için zihnimizi sürekli işgal etmesinin önüne geçmeye çalışabiliriz.

8.    Bütün gelecek planlarım altüst oldu hiçbirini yapamayacağım vs. Bu tüm dünyayı etkilemiş bir süreç planlarımı erteleyebilir sonra uygun şekilde tekrar gerçekleştirmek için fırsat kovalayabilir ya da yeni planlar yapabilirim.

Bu hiç beklenmedik son derece hızlı ilerlemiş salgın hepimizin yakın gelecek planlarını etkiledi. İşimizle veya okulumuzla ilgili projelerimizi, planlamış olduğumuz gezileri, düğünleri, başvuruları ertelemek hatta iptal etmek zorunda kaldık. Bu da yine bizleri üzen, gelecekle ilgili hayal kırıklığına uğratan ve umutsuzluğa sürükleyen bir durum olabilmekte. Ancak daha önce de belirtmiş olduğumuz gerçeği yani bu salgının belirli bir kesimi veya azınlığı değil bütün toplumu, tüm dünyayı etkilemiş bir salgın olduğunu hatırlamak bu umutsuzluk söz konusu olduğunda önemli bir nokta. Ertelediğimiz veya iptal ettiğimiz planlarımız bizim “kaçırdığımız” fırsatlar değiller, çünkü başvuracağımız kurumlar, gitmeyi planladığımız bölgeler de en az bizler kadan pandemiden etkilenmiş durumdalar. Bu zorlu süreç durulduğunda planlayacağımız etkinliklerin, katılacağımız organizasyonların yeniden düzenlenme olasılığını düşünerek umutsuzluğa kapılmadan bugünleri kendimiz için mümkün olduğunca keyifli halde geçirmeye çalışabiliriz. Unutmamalıyız ki içinde bulunduğumuz durumu nasıl yorumladığımız, gördüklerimizi, yaşadıkarımızı ne yönde değerlendirdiğimiz içinde bulunduğumuz durum ne olursa olsun bizim ruh sağlığımız için çok önemli. Bu süreç boyunca olumsuz düşünceler eşliğinde kendimizi kötü hissetmektense farklı bakış açıları geliştirerek kendimizi çok daha iyi hissederek bugünleri ileride güzel hatırlamak bizim elimizde.

Sağlıklı ve mutlu günler dileriz. 

Blog Şasrkısı: Bülent Ortaçgil - Olmalı mı? Olmamalı mı?
Youtube - Spotify

 

2020-04-17